Onur'un defteri. | Evimdeyim “Alan” 09.07.2017
265
post-template-default,single,single-post,postid-265,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-11.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.2.1,vc_responsive

Evimdeyim “Alan” 09.07.2017

Kültürel antropolojiden ve etnomüzikolojiden bildiğimiz alanın içinden biri olmak durumu her zaman tartışılmıştır. Alanın içinden biri olmanın hem pozitif hem de negatif yanları vardır. Eğer kendinizi çok kaptırırsanız bazı detayları görememekten dolayı eleştirilirsiniz. Benim durumumun ise daha farklı olduğunu düşünüyorum. İstanbul’da doğup, büyüyen sadece bazı yazlar ailesiyle birlikte memleketine giden ancak evin içinde iki dilli büyüyen biriyim.
Benim için yakın bir zamana kadar Laz kültürü horon oynamaktan, tulum çalmaktan ve Lazca konuşmaktan ibaretti. Kültürün geleneklerini, göreneklerini ve ritüellerini bilmiyordum. Zaten Lazcayı da tam olarak bilmiyordum. Okulda Türkçe öğrenen annem de günlük hayatta Türkçe ve biraz Lazca konuşuyordu. O yüzden kendimi ne alanın içinden ne de dışından biri olarak tanımlayamıyorum. Biraz alanın içinden birazda dışından biriyim. Tabi bu kültürü hiç tanımayan birisi değilim. Ancak bu kültüre dair bildiklerim sonradan araştırmalarım ve okuduklarım ile oldu. Bizim şehirde gördüklerimiz düğünde oynanan horon ve çok nadiren bir cenazedeki sayma idi.

Alan araştırmasıyla ilgili projemi yürütürken kendi akrabalarımdan birileriyle kayıtlar yapacağımın farkında değildim. Nitekim ritüeller ve kültürel faaliyetlerin birçoğu günümüzde unutulduğu, uygulanmadığı için kimlerin bu konuda bilgi sahibi olduğunu bilmiyordum. Tabiki yaşlı akrabalarımın birşeyler bileceğini tahmin ediyordum ancak bu bilginin kısıtlı olduğunu düşünüyordum.

Alan araştırmasına başladığımdan beri Ardeşen’in kahveciler mahallesindeki evimizde annemle birlikte kalıyorduk. Mahalle’nin 1700’lerin sonu 1800’lerin başı civarında yerleştiğimizi biliyoruz. Ondan önce yüksek rakımlı bir köyden indiğimizi yaşlılarımız anlatıyordu. Bizim kaldığımız ev ise annemin babasına ait. Annem ve kardeşleri kısmen yazları mahalledeki evimizde kalıyorlar. Mahalle isminden anlaşılacağı gibi sadece kahveci soyadlıların yaşadığı bir yer. Burada yaşayan herkes birbiriyle akraba. Benim 9 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleştirdiğim kayıt ise evimizin sol tarafındaki evde oturan akrabam Gülsüm Kahveci ile gerçekleşti.

Araştırmanın 2. yılındayım. Bu yıl daha çok derinlemesine görüşme ile ritüelleri öğrenmek istiyorum. Evin arka balkonunda bilgisayar başında çektiğim kayıtlara bakıyorum. Evin arka balkonu aynı zamanda dağ manzaralı ve çay bahçelerine bakıyor. Bir taraftan çay toplayan işçiler ve makas sesleri, doğadan gelen sesler ile vakit geçiriyorum. Aslında bugün evden çıkasım yok. Pazar günü ve dinlenmek istiyorum. O sırada yan taraftan birisi kendine sayıyor. Bu kişinin Gülsüm(Cursu) babaanne olduğunu anlıyorum. Hemen kamerayı, ses kayıt cihazını ve tripodları alıp yan tarafa geçtim.

Gülsüm babannneye bu söylediğini kameraya çekmek istiyorum dedim. Gülsüm babaanne beni böyle görünce bir an şaşırdı. Ben ise onun anlayacağı dilden konuşmaya çalıştım. Nitekim bu kayıtı neden yapmak istediğimi uzun uzun açıklamak yerine hocam ödev verdi onun için gerekiyor dedim. Kendisi de böyle bir ödeve oldukça şaşırmıştı. Onu ikna ederken bir taraftan ekipmanı çekime hazır hale getirdim ve kayıtı başlattım. O da ilk başta istemese de daha sonra saymaya başladı.

Yaşlılıktan dolayı gücü azalmış ve yere düşürek kolunu kırmıştı. Daha önce de aynı durumu yaşadığı için üzülüyordu. Bu yüzden kendi durumuna sayıyordu. Aynı zamanda çocuklarına duyduğu hasreti dile getiriyor, kaybettiklerine ağlıyordu. Kayıtın ileriki bölümlerinde ise düğünlerden, cenazelerden ve ninnilerden konuştuk. Gülsüm babaanne benim için ve kültürel mirasın arşvine önemli bir katkı sundu.

Bu sohbet benim için çok önemliydi. Alanda yaşadığım günlerde kendime sorular sormamı sağlayan bir olaydı. Ben alanın içinden biri miydim? Yoksa alanın dışında mıydım? Bu konuda nasıl davranmam gerektiğini öğrenmiştim ancak ne de olsa benimde yaşadığım acılar vardı. Gülsüm babaanneyle birlikte ben de ağlıyordum.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.