Onur'un defteri. | Araştırmacının Kamerası
337
post-template-default,single,single-post,postid-337,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-11.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.2.1,vc_responsive

Araştırmacının Kamerası

Bir grubun müziğiyle, kültürüyle ilgili alan araştırması yapmayı planlıyorsanız, bilmeniz gereken üç önemli başlık vardır. İlk aşamada araştırma sorusu, konu, araştırmanın kapsamı, kaynak ve kılavuz kişilere ulaşım, bütçe, konaklama, seyahat planları gibi birçok adımı gerçekleştirirsiniz. Kısaca “masa başı” başlığında ele aldığınız adımlardır. İkinci aşama “alan” başlığı altında tanımlanır. Bu adımda alana gitmiş olursunuz ve kaynak kişilerle görüşmeye başlarsınız. Üçüncü aşamada ise tekrar “masa başı” başlığı altındaki adımları yaparsınız. Bunlar; alandan gelen bilgiler, notlar, video ve ses kayıtı çözümlemeleri, transkripsiyon gibi bir yığın işle ilgidir.

Bu yazıda sizlere “alan” başlığı altında tanımlanan süreç içerisinde gözlemleyebileceğiniz bir durumdan bahsedeceğim. Görüntü ve ses kaydıyla yapılan görüşmelerin kaynak kişinin performansına nasıl bir etkisi var? Araştırmacı olarak biz bu durumda ne yapmalıyız? sorularını yanıtlamaya çalışacağım.

Yazının konusunu alan video 2008 yılında, Rize’nin Ardeşen ilçesinde, İsmail Avcı tarafından kayıt edildi. İsmail Avcı, Ruksan Yenigün ile gerçekleştirdiği görüşmede 2 ayrı destan derledi. İlk destan anneye (ilk destan link:https://www.youtube.com/watch?v=8or1KN48bi4&t=23s), ikinci destan babaya atfedilmişti. Yayınlamış olduğum belgeselde(Jilemona) anneye yazılan destanı paylaşmıştım. Babaya yazılan destanı ise daha sonra yayınlamak üzere arşivlemiştim. İlk başta İsmail Avcı’nın görüntülediği videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

2008 yılını hatırlayanlar bilir. Karadeniz sahil yolu projesi o yılların popüler konusuydu. Kamoyunda tepkiler olmuş, hatta yaşam alanı savunucuların avukatı cinayete kurban gitmişti. Videoda sahil yolunun henüz inşaat halindeki durumunu görebilirsiniz. Bir yanda balık tutmaya çalışan insanlar, diğer yanda işçiler, iş makineleri ve taş, toprak ile doldurulan uzun bir sahil var. Ruksan Yenigün ise balkonundan olayları izliyor.

Evin salonunda devam eden görüşmede, kaynak kişi söyleyeceği destanın ezgisini hatırlamaya çalışıyor. Önceden söylediği destanla aynı ezgiyi kullanacağını söylüyor. Olaylara dışarıdan birisi olarak bakacak olursak; karşınızda, annesinin ve babasınının acısını yaşayan biri var. Onlara duyduğu özlemi, acıyı, hasreti anlatan dörtlükleri ezgiyle söylüyor. Onu dikkatle izleyen, heyecanla kaynak kişiyi destan söylerken görüntülemek isteyen bir araştırmacı var. Kaynak kişinin daha önce araştırmacıyla karşılaşmadığı durumunu da unutmayalım.

Destanı söylemeye başlayan kaynak kişi, destanın sonuna doğru sözleri unuttuğunu söylüyor. Sonra da hatırladığını belirterek yeniden söylemeye devam ediyor ve kayıt sonra eriyor.

Şöyle bir düşünelim. Eğer görüşme esnasında kamera kullanmasaydık kaynak kişinin performansı değişir miydi? Bir çoğumuz kameranın, performansı olumsuz yönde etkilediğini düşenecektir. Nitekim benim de görüşlerim o yönde. Ancak hiç birimiz böylesine önemli bir görüşmenin kamera kullanılmadan yapılmasını istemezdi diye düşünüyorum.

Deneyimlerimden, gözlemlerimden ve sosyal bilimcilerin makalelerinden bu konuyla ilgili öğrendiğim bir şey var. Görüşmeye tek başına gittiyseniz kamerayı bir köşeye koyup, kayıt tuşuna basın ve onu unutmaya çalışın. Bu durumda kaynak kişiyle daha verimli bir görüşme gerçekleştirebilirsiniz. Diğer bir yol ise kamerayı kullanacak bir yardımcı bulmak. Eğer bütçeniz buna yetiyorsa mutlaka bu yola başvurun. Bu sayede kaynak kişinin performansının daha az etkileneceği görülebilir.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.